istatistik

2 Eylül 2011 Cuma

MOTORLA KUZEY EGE-ÇANAKKALE 3.bölüm Kaz dağları/Hasan boğuldu - assos/kadırga koyu

YAZININ 1. BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN BURAYA..
2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.



Ayvalıktaki son gün Şeytan Sofrasının olduğu tarafta BADAVUT diye bir koya gittik. Bildiğin yazlıkçı mekanı.
Bana Çınarcık, Yalovayı anımsatan bir havası vardı.



Cumartesi sabah erkenden pılıyı pırtıyı toplayıp, kampingtekilerle vedalaşıp yola düştük.
Yolda ve Ayvalıkta birtürlü yakamızı bırakmayan rüzgar
biraz olsun durulmuştu.
Burhaniye yolundan Edremit'e vardığımızda merkeze girip kahvaltı edecek bir yerler aradık.
Ortada bir çay bahçesi bulup, birer tost-çayla kahvaltı ederek yola devam ettik. Edremit'ten Akçay'a giderken, sağ koldan Zeytinli yoluna saparak Kaz dağlarında bir mola daha vermek istedik. Aslında kahvaltı yapmak yerine, biraz daha bekleyip Kaz dağlarında dere kenarında kuyu kebabı yemeyi düşünüyorduk ama Kaz dağlarına çıkmak için yanımıza rehber almamız gerektiğini öğrenince, rotayı düşürüp dağın eteklerinde bulunan Hasan boğuldu/Sütüven şelalelerini görmeye karar verdik.



Bu tabeladan sola gidince Hasan Boğuldu/Sütüven Şelalesi. Sağa gidince kaz dağı eteklerindeki bir köye ulaşıyorsunuz. Köyde bir dolu pansiyon var. İstanbul'da tatili planlarken Kaz dağında bir gece kamp yapmayı da düşünmüştük ama netten kampları araştırınca, gördükki bu sessiz sakin yerler, meditasyoncu akınına uğramış. Zaten telefon edip fiyat sorduğumda geleceksek eğer, tarih için kesin rezervasyon istediler. Pek işime gelmedi doğrusu. Genel bir planımız vardı tabi ama şu gün şuraya yetişelim diyede kasmak istemedik.


Tabeladan sağa döndüğünüzde yaklaşık 2 km. ilerdeki kampingler.

kamping fiyatları çadırda sabah-akşam yemeği 2 öğün dahil
kişi başı!! (55TL.)




HASAN BOĞULDU MESİRE YERİ. GİRİŞ KİŞİ BAŞI 4 TL.








HASAN'ın boğulduğu rivayet edilen göl(cük).
Sanıyorum küresel ısınma ve HES projelerinin gazabına uğramış derelerden biriside bu!
İlkbaharda eriyen karlarla coştuğunu varsayıyorum ama
yinede bu haliyle burada değil Hasan, kedi bile boğulmaz. Sığ bir derecik...



Girişte az ilerde köylü pazarı var. Ama köylü teyzeler çok cabbar! 
Birşeyler satın almadan içinden geçemiyosunuz.
Çeşitli baharatlar, incir, çilek, zeytin ve zeytinyağı sabun vs. satıyorlar.
50 gr.dan 5 poşet dolduruyorlar 5 TL.
"yok teyze yerimiz yok dedik."
"yavrııımmm şuncacık şey, acık itiştirin, kakıştırın
bir yerlerinize sıkıştırvirin gari" dedi.


Altınolukta çay ve ihtiyaç molası.



Edremit-çanakkale yolu üzerindeki yazlık ilçelerden dolayı kalabalık bir yol. 
Hele önünüze tanker vs. denk gelmişse kuyruk baya bir uzayabiliyor.
Bütün yolculuk boyunca bir tek bu hatta tehlike yaşadık, sıkıştırıyorlar, yol vermiyorlar, karşıdan hatalı sollamayla gelse bile geri adım atmıyorlar, üstünüze doğru sürüyorlar.



Çok şükür kazasız belasız Ayvacık yoluna geldik.


Assos yolu rüzgar yine bize kızmış, sağlı sollu kroşeleri sıralıyor.



**Kadırga koyuna kuş bakışı...**



Koyun girişinde kampingleri ve otelleri gösteren şöyle bir tabela var.
Biz sağ taraftan devam ederek tek tek kampinglere fiyat soralım dedik.



Döner dönmez ilk roma dondurmacısını ve yanında DERYA - DENİZ kampingi görüyorsunuz, biz burdan önümüze atlayan duvar gibi delikanlıyı geçip yola devam ettik. Buraya bir es koyuyorum devamını sonraki resimde anlatayım. :)



Nasıl bir yorgunluksa sıcağın ve üstümüzdeki kılık kıyafetin hararetinden diye tahmin ediyorum. Türkiyenin belkide ilk motor kampinginin önünden hem de önümüze atladıkları halde :) teğet geçip ilerde ATHENA kampingin önünde durduk. İndik üstümüzdeki bir dünya ekipmanı sıcaktan buharlaşmadan jet hızıyla çıkartıp kaç para diye sorduk.
Kadırga koyunda şöyle bir uygulama var;
çadır+kahvaltı+akşam yemeği kişi başı 35 tl. plajda şezlon şemsiye dahil.
Sonradan öğrendim günübirlikçilere şemşiye-2 şezlong 15 tl ye veriliyormuş.
Kendi çadırını kurarsan, yemeksiz falan sadece çadır yeri 15 tl. Ordan çadır kiralarsan 4 kişilik çift yataklı yemeksiz 40 tl. içinde BAZA varr!! ciddiyim şaka yapmıyorum, bildiğin yataklı baza..
çok güldük ama resmini çekmeyi akıl edememişim :/

Biz o sıcakta diğer yerleri dolaşmaktan vazgeçip ki ne büyük hata plajın en dandik kampingine kapağı atmışız. yemeksiz (biz mangal falan yaparız gerek yok dedik!) 4 kişilik çadıra tamam dedik attık çantaları içine doğru denize...
Demekki neymiş?? kasktan rafadan kıvamda pişmiş kafayla kamp yeri seçmeyeceksin!
Akşam geri döndük pislik içindeki duşları ve unisex WCleri görünce duştan falan vazgeçip (açık duşta şöyle bir tuzumuzu atmıştık zaten) akşam güneşi gören iç ısısı 60 dereceye yaklaşmış bazalı çadırımızda jet hızıyla giyinerek yemek yiyecek yer bakmaya çıktık. Kadırga koyunu o zaman keşfetmeye başladık. Önleri restorant geniş arka bahçeleri kamping olan işletmelerin olduğu, en yakın merkeze (ayvacık) uzaklığı 22 km. olan bu koyda meğerse çadırların yemekli yarım pansiyon verilmesinin bir anlamı varmış! Adamların fiyat listeleri yok! tutturabildiğine çalışıyorlar. baktık koy çok uzun motorla turlayarak soralım dedik.
-Usta balık kaça? 10-15 TL civarı
-kalamar? ...... hımm 8 TL
- süperfreshmi! tazemi?
-sırıtarak "süperfresh yaa"
(memleketimde taze deniz ürünlerini bu fiyata verirlermi adama!)
Balıkta norveç uskumrusu, çuprası bişeyi zaten...


Neyse dedik "mademki kaçınılmaz, bari göz zevkimize hitap edecek,
 içimize sinecek bir yere girelim"
Derya-Denizin önünde durduk, sabah önünden geçerken bizi durdurmaya çalışan genç geldi.
biz daha birşeyler demeden "sabah geçen gri piaggiolar siz miydiniz? "dedi.
 "eee galiba.. :) neden sordun?" dedik. Bir çırpıda kampingin işletmecisi olduğunu, buranın aynı zamanda motor klubü olduğunu anlattı. Kendimize "ohaa!!" dedikten sonra içeri buyurduk.
İçerde bir aydır kampingten kampinge gezen Metin/Evren çiftiyle ve
düldülüyle (endrusuna öyle diyor) tatile çıkmış
Ayvalıklı Koray'la ve kampingin sahibi Nazmi'yle gecenin ilerleyen saatlerine kadar 

güzel bir sohbete karıştık.
Gece ayrılırken, sabah kahvaltıda buluşma planları yaparak, istemeyerek Athena kampingin yolunu tuttuk.






Tabiki gece başlayan koyu muhabbet sabahta tam gaz devam etti. Planlarımıza göre bugün son günümüzdü ve kahvaltı sonrası fazla oyalanmadan yola çıkmamız gerekiyordu.
Fakat sohbeti kesip bir türlü yollara düşemedik. 

Sonunda dönüşü bir gün daha ertelemeye karar verdik.
Zaten yapacakta başka birşey kalmamıştı, o saatte toplansak yola çıkmamız akşam üstünü bulacaktı. Gece yolculuğu yapmaktansa, bir gece daha konaklayıp sabah erkenden yola çıkmaya karar verdik.

Hemen koşup diğer kampingteki eşyalarımız Nazmi'nin kampına taşıdık.
Athenadan sonra Nazminin Derya-Deniz i bize saray gibi geldi.
Daha büyük alan, daha büyük ağaçlar dolayısıyla da
güneşten etkilenmeyen serin bir çadır.
Tertemiz WC-duş zeytin ağaçları altında sebzenizi bulaşığınızı yıkayabileceğiniz açıkhava lavabolarıyla çok cici bir yer oluşturmuşlar.



Beylerin bitmeyen motor sohbetleri...



Plajın ve denizin vede meşhur assos dondurmasının tadını biz çıkarttık.
wafflelı dondurması 4 TL. karadut ve sakızlı dondurmayı tavsiye ederim nefis. Bir de ballı badem var ballar içinde kristalleşmiş kıtır kıtır olmuş o da güzeldi.


Ertesi gün yola çıkacağımız için akşam Metin'le Evren'in çadırına misafir olup mangalda sucuk ve köz patlıcan salata yaptık.


Yemek sonrası Nazmi'nin frambuazlı pasta teklifiyle motorlarla
Ayvacık'a kadar gidip pasta yedik. 

(Ayvacık merkezle Assos Kadırga koyu arasındaki yolda devamlı  şiddetli rüzgar var. Adama sağlı sollu yapıştırıyor, serseme çeviriyor.)
Gecenin ilerleyen saatlerine kadar motor muhabbeti başta olmaz üzere
bol bol sohbet ettik.
Ayvacık gezimizde dönerken beni baya bir üşüten rüzgar,
gece de sahilde şiddetini arttırarak devam etti.
Öyle ki çadırda rüzgarın uğultusundan hiç uyuyamadık.
Sabaha karşı tam dalmışız Nazmi "saat 5 haydi yolculuk vakti" diye bizi uyandırdı. Üşüyerek kalktık ve eşyaları motorlara yerleştirdik.
Nazmi ve Korayla vedalaşarak yola çıktık.

Burdan Nazmi'ye  her şey için çok teşekkür ediyorum!
Ayrıca Evren ve Metin'e istanbulda görüşmeye devam edeceğimizinde sözünü vererek son gündeki keyifli plaj sohbeti ve akşam yemeği için
binlerce teşekkür ediyorum!!
Sayelerinde tatilimizin son etabı çok daha güzel geçti. 

Keşke daha fazla vaktimiz olsaydı dedirtti. :)



Sabah 6'da kadırga koyunda ayrılıp yola düştük, yolu sabah sersemliğiyle biraz şaşırıp Behramkaleye doğru uzatarak (olsun oraları  da gördük sabah sabah) saat başı Lapseki'den Gelibolu'ya kalkan feribotu (yine son dakikada kılpayı) yakalayarak Gelibolu yarımadasına geçiş yaptık.



Kahvaltımızı feribotta çay ve tostla yaparak Gelibolu tarafında biraz daha mola verdik.



Sonrasında benim kaskımın düşen vidasını takmak için Malkara yolunda sağa çekip durmamız haricinde Tekirdağa kadar mola vermeden tamgaz devam ettik beyaa. 
Bir ara yeter artık diyerek mola yeri bile aramadan kendimizi
otobüs durağındaki koltuklara attık.
Bizi yolcu sanıp durakta bir otobüs dursa şöför bize bir anlam veremezdi kesin.


Öğleden sonra 1.30 gibi home sweet home diyebildik.
Eve varıp kendimizi koltuklarımıza atmamızın akabinde
Metin ve Nazmi arayıp sağolsunlar, emniyetle varıp varmadığımızı kontrol ettiler.

Bu tatil bizim için başlangıçtı ve güzel bir tecrübeydi.

Anılarımızda güzel bir yer edindi...

4 yorum:

kafsinkaf dedi ki...

Asos antik kentine uğramadınızmı yoksa ??

ayşegül mutfakta dedi ki...

malesef.. 5 günlük bir tatile göre iyi bile gezdik.

pelince.com dedi ki...

Adü canım ahh ahh çok güzel bir gezi olmuş,bayıldım.. Bu bahar bizde çok istiyoruz,bakalım kısmet olucak mı ?
ne iyi yapmışsınız.. içim ısındı fotoğrafları görünce...

ayşegül mutfakta dedi ki...

harika olur Pelincim ah yaz bi gelse :))