istatistik

30 Ağustos 2011 Salı

MOTORLA KUZEY EGE-ÇANAKKALE (1.bölüm) AYVALIK

Arkadaşlarla ve eşimle yıllardır konuştuğumuz bir tatil planını paldır küldür hayata geçirdik. Zaman az, gidip görülecek yerler fazlaydı. Olabilecek en uygun rotayı az çok belirledik ve 2 gün içerisinde yola çıktık. İşte rotamız..

Karar verdikten sonra 2 gün boyunca motorla tatil deneyimi olan gezgin bloglarını araştırdım. Beklentim, tasarladığım rotayı daha önce deneyimlemiş olanlardan gidilecek, görülecek, kalınacak yerler, yiyecek ve barınma masrafları gibi konularda sağlıklı bilgiler almaktı. Gözlerim patlayana kadar bulabildiğim her detayı okudum.
Genelde son derece zengin bir rotayla, geniş bir arşiv oluşturup, buna keza içerik olarak ( rüzgar bana fısıldadı bende sana geldim assos, beni çağıran ilyada....) öğrenmeye çalıştığım detaylardan yoksun, önemsiz betimlemelerle ve önde blog sahibi arkada bol manzara resimleriyle sıkış tıkış doldurulmuş butik otelli içerikler ve gidilen yerlerden bazılarını hakkında görüşlerin ve fiyatların olduğu malesef güncelliğini yitirmiş :( az fotograflı eski yazılarla karşılaştım.
 Öyleki Cunda'da bir butik otelin oda-kahvaltı gecelik fiyatını 20 tl falan yazıyor 
ama yazının tarihine bakınca 2006 yılı fiyatları olduğunu görüyorsun.
Yinede az çok bir fikir edinmemde blog yazarlarının emeğini es geçemem.
Yazan herkesin eline sağlık.
Şimdi ben de gittim, gördüm, geldim. 

Kendi arayıpta bulamadığım yazıyı hazırlamaya çalıştım.  Beğenmeniz umuduyla....

MOTORLA KUZEY EGE-ÇANAKKALE (1. bölüm) AYVALIK-CUNDA ADASI
2 motor, 4 kanka 5-6 günlük kısa ama hep istediğimiz bir tatil deneyimi yaşamak için çıktık yola.
Çarşamba sabah 07:00 Yenikapı-Bandırma feribotuyla başlamayı planlamıştık fakat hazırlıklarımız yetişmeyince mecburen bizim için artık geleneksel hale gelen feribota son dakkikada yetişme ritüelini gerçekleştirip kendimizi 12:30 feribotuna attık.
 (bu konudaki rekorumuz kasanın kapanmasına 30 saniyeyle bu sefer oldu.)



Motorla 2 kişi Yenikapı-Bandırma 107 TL. biraz fazla gibi... 
Bu güzergahtaki rüzgar faktörünüde düşününce ilerde bu rotayı çok fazla kullanıcağımızı zannetmiyorum. :)

Yaklaşık 2 saatlik feribot yolculuğundan sonra 40 derecelik öğlen sıcağında Bandırma'dan yola çıktık. Yolun devamında artan şiddeti ve hiddetiyle tatil boyunca yakamızı bırakmayacak olan rüzgarla Balıkesir yolunda selamlaştık. Ben hayatımda böyle rüzgar görmedim! Yol boyunca sağdan kaptırıp bir anda kesilip, soldan ışık hızıyla yapıştırması, bana sürekli görünmez birinden dayak yiyormuş hissi verdi.


Rüzgarın zorlamasıyla ilk molamızı Susurluk'ta verdik. Susurluk belediye çay bahçesinde çiğ börek ve çay söyleyip üstüne benim evde hazırladığım krem peynirli ve karışık soslu kızartmadan oluşan sandeviçlerimizide yiyip,(ohaaa) yarım saat kadar çay ve ihtiyaç molası verdik. Çaylar şirketten değildi. 
Fiyatlar güzeldi ve bahçe içinde temiz bir mekandı. 
Ama servisi çok geç, yarım saatte 4 çiğ börek 4 çayı ancak getirebildiler.

Beklerken belde hoparlörden "sevgili vatandaşlar pazar yerinde cüzdanınıza çantanıza lütfen dikkat ediniz.. bu akşam belediye sarayında ortaoyuncu bilmemkimden.. bilmemne oyunu var kaçırmayın vs. " gibi birtakım anonslarla yankılanıp duruyordu. Susurluk belediye başkanının beldesiyle ilgili bir yönetici olduğuna kanaat getirdik.


Balıkesirden Edremit - Ayvalık -Çanakkale yoluna saptıktan sonra 4-5 yerde yol yapım çalışması vardı. Rüzgarın şiddeti, yol yapım çalışmları vs. derken yolculuğumuzun ilk etabı, yorucu geçti ve düşündüğümüzden daha uzun zaman aldı. Bunun dışında yolda başka motorcularla selamlaşmak güzeldi. Düşüdüğümden çok daha fazla insan motorla yollardaymış bunu farkettik. Motorların haricinde bazı arabaların iyi yolculuklar dileklerini kabul ettik, karşılık verdik. Molalarda insanlarla konuştuk, yurdum halkı motorla seyahat edene meraklı bunu gördük. Kaç para bunlar? kaç yapıyo? nereye gidiyonuz şimdi siz? gibi bazı soruları cevapladık. "Hayırlı yolculuklar, Allah'a emanet olun" dualarını minnetle kabul ettik.




**rüzgardan serseme döndükçe durup kendimize geldik.**

Akşam 8gibi gün batımını Burhaniye - Ören'den izleyerek ilk durağımız olan Ayvalık'a vardık.



İnternetten araştırıp Ayvalık'ta çamlık kampingte kalmaya karar vermiştik. Çamlık kampingin bulunduğu yarım adanın Cunda'ya bakan kısmında başka bir kamping gözüme ilişti VOSVOS kamping. çadır başı 20den kapı açıp 15 tl. razı oldu. fakat hem çok tepede, rüzgarı direk alan, bakımsız, karanlık ve tek bir kampçısı (oda çok konuşan emekli bir amcaydı) olduğu için, geri çıktık. Biraz ilerdeki Çamlık, Vosvosu gördükten sonra bize saray yavrusu gibi geldi. Düzenli bakımlı kendi çadırınla kalırsan çadır başı 15 tl fiyatıyla içimize sindi.
Yol ve rüzgardan o kadar yorulmuş ve acıkmıştıkki son anda gece karanlığında çadır kurmaktan vazgeçip 4 kişilik yataklı bir çadıra 50 tl'ye tav olup, hemen yerleştik ve karnımızı doyurmak için Ayvalık merkeze indik.


Ayvalık gece pazarı; girip bakmadım ama her yerde fotokopi gibi satılan incik boncuk ve hediyelik eşyalarla dolu olduğunu tahmin ediyorum.

Seçil pizzada fiyatlar ortalama. Akşamları Edirne ciğerini (7tl) sabahlarıda yumurtalı-kaşarlı-mantarlı fırınlanmış patatesi(4,5) çok güzel ve doyurucu tavsiye ederim.


Bu da Çamlık kampingte kaldığımız çadır.
ve kampingten resimler..





**  duş-WC  **

İlk gün Gökhan ve Bora dünün yorgunluğunu çadırda uyuyarak atarlarken biz Sedef'le sabah erken kalkıp kuş seslerinin ve manzaranın tadını çıkartıyorduk. Bir ara yoldan bir gürültü geldi. Sokaktan ana yola çıkan yazlıkçı bir aile scooterlı bir gence çarptılar. Çarpma anında gelen sese ve çocuğun yerden 2 mt. havalanmasını gördüğümüz için ucuz atlattılar diye düşündük.




Adını hatırlamadığım bir blogta okumuştum. Ayvalık belediyesinin otobüs durakları, dünyanın en estetik 2. mobilyası seçilmiş. 1.si Londranın telefon klübeleri ymiş. Ben de beğendim...





Kahvaltıda dünden menüde gördüğümüz Güveçte kaşarlı-mantarlı patatesli yumurtaları (uzun bir adı var ama aynen böyle telafuz ediyorlar.) yemek için yine meydandaki seçil pizzaya gittik. (4.5 TL) porsiyon olarak tıka basa doyuran enfes bişey. :) Gökhan'la bu yemeğinin tek eksiğinin dondurulmuş patatesle yapılmış olması olduğuna karar verdik. Bi ara evde kendimiz taze patatesle deneyeceğiz.


**buda ben kahvaltımı ederken sandalyemin dibinde uyuyan sıpa :)**


**eski bir zeytinyağı fabrikası**


2. bölüm için BURAYA tıklayın...
DEVAMI GELECEK.....

Hiç yorum yok: